FANDOM


Yaz tatili harika geçmişti ve bitmesini kimse istemiyordu. Ama bu okul olmayan son pazartesi olacaktı. Kızlar, yani en iyi arkadaşlarım Selena ve April yine benim evimde kalmıştı. Yaz tatilinde hep böyle yapardık. Bazen üçümüzün bir hafta boyunca bile bir arkadaşımızda kaldığı olurdu. Çok erkenden uyanmıştım ve bu beni şaşırtmıştı. Normalde hafta sonlarında saat ikiye kadar yatan kişi ben olurdum ayrıca dün akşam neredeyse sabaha kadar dans edip eğlenmiştik ama yine de hiç yorgun değildim.

 Yastıklar tüm odama dağılmıştı. Odam, evimizdeki yatak odalarının en küçüğüydü aslında ama yine de tam istediğim gibiydi. Modern, beyaz tahtadan bir karyolası ve üzerinde mor ve pembe renklerinin baskın olduğu hoş desenli nevresim takımı olan yatağım, aynı tahtadan dolap, aynam ve çalışma masam odayı yeterince dolduruyordu. Yatağım düzenle yapılmıştı çünkü dün gece hepimiz yerdeki, yastık ve minderlerden oluşan dağınıklıkta yatmıştık.  Annem bizi kahvaltıya çağırmak için geldiğinde April hala uyuyordu. Selena giyiniyordu, ben ise dalgalı kızıl saçlarını tarıyordum.

“April, uyan.” Selena üzerindeki elbisenin fermuarını başarısızca kapatmaya çalışmaktan vazgeçip April’in omuzlarını salladı.

April ne olduğunu anlamadığımız garip sesler çıkarmaya başladı ve Selena’ya elbisesinin fermuarını kapatmasında yardım ettim. Elbise, fiyatı kesinlikle 2000 dolardan az olmayan erguvan rengi, beyaz desenlerle süslü şık bir kokteyl elbisesiydi. Bunu biraz abartılı buluyordum ama Selena’nın tarzı böyleydi, okula bazen balo elbisesi denilebilecek elbiselerle bile geliyordu. Ama Selena’nın bu elbiselerin şıklığına gerçekten ihtiyacı yoktu. Kıvır kıvır kumral saçlarıyla ve kocaman ela gözleriyle yeterince güzel görünüyordu zaten.

April kalktığında her zamanki gibi hemen duş aldı. Bir hijyen delisi olduğunu herkes biliyordu. Dün gece ona yüzünü yıkayabilmesi için verdiğim havluyu, kumaş havluların içinde kolayca mikrop üreyebileceğini bu yüzden kâğıt havlu tercih ettiği gerekçesiyle geri çevirmişti. Onu beklemek zorunda olmadığımızı söyledi. Biz de aşağı kata indik. Merdivendeyken bile annemin yaptığı inanılmaz lezzetli kreplerin kokusu geliyordu burnuma. Aşağıya indiğimizde annem büyük bir çabayla küçük kardeşim Esther’e bebek mamasını yedirmeye çalışıyordu. İkisini de bir günaydın öpücüğüyle selamladım ve beraber masaya oturduk. Annemin elinde sosyeteler hakkında yazan o sayısız magazin dergilerinden biri vardı. Herhalde kendisi hakkında bir şey yazıyor mu diye bakıyordu. Derginin bana dönük tarafında gözüme tanıdık bir yüz çarptı. Uzun ve neredeyse tüm sayfayı kaplayan makalenin başlığı “Blanchard Düğün Skandalı” idi ve okulumdan tanıdığım bir kız, Clarisse’ın bir fotoğrafı sayfanın büyük bir kısmını kaplıyordu. Yazı okuyamayacağım kadar küçüktü ve zaten pek umrumda değildi çünkü bu magazinlerin yazdığı çoğu haber yalandı.

Kahvaltım biter bitmez telefonum çaldı. Chriss’ti. Bu konuşmayı tek başımayken yapmanın daha iyi olacağına karar verdim ve Helen ve Conrad Holbrook’un boşanmasında hangi tarafta olduklarını tartışan annem ve Selena’yı ve mamasını tüm yüzünde dağıtmış olan kardeşimi arkada bırakarak yemek salonunu ve mutfağı ayıran geçitten mutfağa girdim. 

“Merhaba Chriss. Bu kadar erken ayakta olman beni şaşırttı.”

“Amy! Günaydın. Aynısını senin hakkında da söyleyebilirim. İyi misin?”

“Evet sağol. Sende iyisindir umarım?”

“Evet tabi. Aramamın sebebi, buluşalım mı diye soracaktım da. Sonuçta kaç gündür görüşmüyoruz. Seni özledim.”

“Chriss, ben de seni özledim. Ama bugün olmaz maalesef. Kızlarlayım.”

“Tamam, neyse iyi eğlenceler.” Sesindeki hayal kırıklığı açıkça duyulabiliyordu. Chriss son zamanlarda hep buluşmak istiyordu ama hiç zaman bulamıyordum. Belki yarın onunla buluşabilirim diye düşündüm.

                Kızlarla hazırlandıktan sonra güzellik salonuna gittik. Dün yaptığımız fıstıklı kurabiyelerden sonra hepimizin maniküre ihtiyacı vardı. Selena’ya sıra geldiğinde içeri Tanja ve Steffany geldi. Onları yazın birkaç kere görmüştük. April hemen yanlarına koştu. Onlarla anlaşan tek kız olduğu için kendini önemli hissediyordu sanki. Bu huyunu hiç sevmiyordum. April ne kadar kabul etmese de herkes onun Justin’den hoşlandığını biliyordu. Justin, Tanja’nın ikiziydi. Birbirlerine hiç benzemiyorlardı. Justin’in saçları kumral, gözleri ise maviydi. Çok güzel bir gülümsemesi vardı. April’ın ondan hoşlandığını o da biliyordu. Ama Justin daha çok siyah saçlı, kara gözleri olan gizemli kızlardan hoşlanırdı. April ise upuzun, bir masal prensesinkini andıran sapsarı saçları, yeşil gözleri, bembeyaz teni ve küçük burnuyla bir Barbie’ye benziyordu. April’i birçok defa saçını siyaha boyatmaktan vazgeçirmek zorunda kalmıştık fakat son zamanlarda yine boyatacağını söylüyordu. Gerçekten Justin onun için bir takıntı haline gelmişti.

                Tanja ise tıpkı bir yılana benziyordu. Kısık koyu gözleri ve her zaman arkadan bağladığı kahverengi saçlarıyla çok ciddi görünüyordu. Asla gülümsemezdi. April’in onunla nasıl iyi anlaştığını anlayamıyordum. Justin’le iletişime geçmek için öyle bir cadıyla nasıl arkadaşlık ettiğine şaşırıyordum.

“Aman tanrım. Amy!”

“Efendim Selena?”

“Bu ojelere bir bakmalısın. Harikalar. Sence hangisi elbiseme en iyi uyar?”

Kendimi Selena’nın bana gösterdiği oje seçiminin üzerinde eğdim. Gerçekten güzel renkler vardı aralarında. Ona gece mavisi, parlak bir ojeyi önerdim.

Sonra Selena bana doğru eğilerek fısıldadı.

“Steffany yine mi saçını boyatıyor?”

Ona doğru baktım. Gerçekten de tekrar saçını boyatıyordu. Şuana kadar saçını düşünebilecek her renge boyatmıştı. Şimdi ne renge boyayacağını merak ediyordum. Saçlarının doğal rengini bilmiyordum bile. Hiç kimse bilmiyordu. Saçları uzun ve düzdü. Garip bir kızdı. Eskiden, ben şehre gelmeden önce Selena’yla en iyi arkadaş olsalar da artık birbirlerini selamlamıyorlardı bile. Steffany’nin eski sevgilisi Marlon, Selena’dan hoşlanıyordu ve Selena da ona karşı boş değildi. Belki de bu yüzdendi.

Selena’nın da işi bittiğine göre gidebilirdik. April’i çağırdım.

“Ben gelemeyeceğim. Burada kalacağım.” Diyerek bizi reddetti.

“Nasıl yani? Bugün beraber alışveriş yapacağımızı sanıyordum.”

“Biliyorum, özür dilerim.”

Bu özrün yeterli olduğunu düşünüp tekrar Tanja’yla konuşmaya devam etti. İşte bundan nefret ediyordum. Selena aynada saçını düzeltiyordu.

“Hadi gidelim.” Dedi ve kol kola güzellik salonundan çıktık.

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on FANDOM

Random Wiki